
Pırıltılı örtüler üzerinde el değmemiş sofralar gibiydi her şey. Önce şöyle bir gözucuyla bakıp yer beğendik. Orası olmaz çok kenar, burası da çok yol ağzı, tamam burası iyi. Bir bakmışsın ki en güzel masa takılır gözüne iki yaşlı adam kapıvermiştir.
Garson, mezeleri getir! Seyre durursun seçmek için. Şundan ver sen, biraz da bundan. Tazeyse şunu da alalım. Acaba iyi midir. Ya çok yağlıysa, ya ekşimişse, ya bozuksa? O gözüne kestirdiğin son tabağı da bir el uzanıp alıyor. Neyse zaten çok sevmezdik.Mezeler seçilmiştir, ufak ufak bakılmıştır tatlarına. Bazısı kararında ama yetmez, bazısının acısı fazla, bazısı da fazla pişmiş. Neyse dersin belki yemekler iyidir. Seçersin listeden en sevdiğin malzemeli olanı, gözüne hoş geleni. Süslü bir tabakta gelir önüne her yanı allı yeşilli. İştah kabartan bir andır ya hani o. Kimbilir nasıl güzel dersin ilk çatalı alırken. Keyifle yersin ilk başlarda bir iki çatal. Bir kıtırtı, bir çıtırdı gelir dişine. O da ne! Herhalde yanlış anladın sen. Devam edersin yemeye. Bir buruk, bir acımsı tat. Oysa böyle olmayacaktı bunun tadı. Çok özenle seçmiştik menüden. İyi diye demişlerdi. Yarım bırakırsın görüntüsüne aldırmadan.Tatlı yiyelim o zaman. Şöyle en fıstıklı, kaymaklısından. Ağzımız tatlansın bari. Heveslenirsin gene bu sefer iyi çıksın diye. Süslü bir tabakta gelir önüne. Gözlerin parlar önce, nihayet diye.Bir çatal alırsın bakarsın onun da tadına. Tadı biraz fazla mı ne? Bir tane daha, bir tane daha derken. Kaymağı yokmuş ya bunun. Şerbeti de fazla sulu. Üstelik boğazını yakıyor insanın.Hay böyle şansın dersin, silersin ağzını yüzünü, ellerini. Ne olacak şimdi? Beklediğine mi yanarsın, ağzının tadının bozulduğuna mı? Kalkarsın masadan bir daha gelmemek üzere. Yol boyunca yürürsün miden yana yana. Saat de geç oldu, artık yenmez de bu saatten sonra.Derken mis gibi bir koku gelir burnuna, dumanlar arasında. Cızırdayan sesler arasında. Ufaktan esmer bir çocuk ‘ abla saralım sana da ‘ diye seslenir. Gülersin, yanaşırsın tezgaha, oturursun ahşap bir iskemleye. Tabaklar plastik, örtü yırtık, ufaklığın gözleri ışıl ışıl. Fonda inceden bir türkü. Pişşt ufaklık! Yap bir karışık ortaya!