Günlerce sırf güzel bir haber duymak adına hastane kapılarında beklemek, nasıl bir umuttur bir anne için? Ne yediği yemek, ne içtiği sudur. Ne aldığı nefes, ne uyuduğu uykudur. Artık acısından gözündeki yaş bile akmaktan yorulmuştur. Adı umut olmuştur, dilinde zikir olmuştur. Kapalı camlar ardından gördüğü ince bir bedene bakarken titremiştir vücudu tepeden tırnağa. Bir annenin sızını anlamak ne zordur. Hangi kelimeler yetecektir avutmaya, acısını dindirmeye.
Ben o ince bedeni bilirim. Annesini bir daha göremeyeceği düşüncesinin (saniyelik de olsa) ne demek olduğunu bilirim. Zihninin kaybolana kadar, aklından geçen o birkaç dakikalık özlemin ne olduğunu bilirim. Babasının nasıl kahrolacağını düşündüğünü bilirim. Kendinden geçip gidene kadar, tek düşüncesinin ailesinin ne kadar üzüleceği olduğunu bilirim. Bir de bildiğim bir şey daha var. Canı yanmadı çok o küçük bedenin.Rahat olun. Allah buna izin vermedi. Sevdiklerinin de dualarıyla bir kuş gibi hafifti bu dünyadan göçene kadar. Ama dayanamadı, olmadı. Geriye koca bir acı, feryat figan kaldı. Geride koca bir adı kaldı.
Şimdi bir melek göçtü gitti bu mart yağmurlarında. Güle güle evlat. Ve giderken sen, benim aklımda hep o aynı soru çınlıyor. Annem! Nasıl dayandın sen ?

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder