5 Mart 2014

KİM VAR ORADA?

    Bir plastik bebek, birkaç bez, çaput parçası, ve beyaz tül örtülü büyük masa. Kimselerin bilmediği, sırrına eremediği o oymalı beyaz masa. Ne kadar büyük bir dünya! Tülün altından bakarken her şey ne korkutucu görünüyor oysa.

     Çiğ yeşile çalan duvarlar,  ezan okuyan hocanın sesi, saatin tiktakları ve sessizliğin dayanılmaz ıssızlığı. Küçücük bir çocuk için fazla gizemli değil mi? Bu yüzden miydi o masanın altındaki  evciliği. Sallarken minik ayaklarında o plastik bebeği, korkusunu da mı uyutmak istiyordu ki. Örterdi üzerine üşümesin diye bir bez parçasını, yorgan diye. Uyuturdu içinden söylediği ninnilerle. Hava kararırken  girerdi hep o  masanın altına. Puslu, buğulu baktığı odanın camlarından bakar da içine içine ağlardı.  Tombul yanaklarından süzülenleri görmesinlerdi. Girmeliydi gene o masanın altına. Belki filmlerdeki gibi aniden biri çıkıverecekti  karşısına, sinerdi bir kenara. Koşarak giderdi bir odadan diğer odaya. Kocaman sessiz yeşil evde hiç sevmezdi akşamları.  Ta ki uyuyana dek.Uyuyunca oradan kaçıyordu çünkü, çok sevdiği yatağına.Kulağı, tahta bahçe kapısının sesindeydi hep ve her açılışta koşardı kim geldi diye. Etrafı saran yaşlı kokuları duyar, duymazdan gelir, gene girerdi o masasının altına. Orada yaşatırdı düşlerini, oyunlarını, orada konuşurdu hayali arkadaşlarıyla.  O tülün altından hiç görünmeyecek zannederdi. Özlerdi çok, hemen gelip alsınlar isterdi. Günler de geçmek bilmezdi. Bahçede soluncanlar arkadaşları olurdu bazen, bazen de bir sokak kedisi. Bakkaldan alınan emzik şeker de günün en güzel hediyesiydi.

   O zamandan beri hiç sevmez yalnızlıkları, sessizlikleri. Ve her gördüğünde o tahta masayı, içi daralır, hemen çıkmak ister o odadan. Tül aynı tül,  aynı kuytu köşe. Ve akşam üstleri hep hüzündür hep buruk. Şimdi gene duruyor o masa, Ve içten içe sorar hep: Kim var orada ?





Hiç yorum yok :

Yorum Gönder