Çoğuna göre sıkıntılı, sıkıcı bir durum olsa da güzeldir
yalnız olmak. Bir kere istediğin kadar konuşabilirsin kendi kendine. Avazın
çıktığı kadar bağırabilirsin. İstediğin kadar küfredebilirsin, ağlayabilirsin.
Arayıp sormadı diye öfkelenmezsin mesela kimseye, ya da geç
kalma gibi bir derdin yoktur bir yere. Oturduğun yerde istediğin kadar
izleyebilirsin insanları. Yan masada eğlenceden sarhoş olup, rakı bardaklarını
masaya vurup, olmayanları yad edenleri. Yada eften püften sebeplerle tartışanları
gülerek seyredebilirsin…Peki ya gerçekten bu kadar güzel midir ki? Gerçekten yeter
mi bir insana buz gibi bardağa sarılıp mutlu olduğunu düşünmek, başkalarını
izleyip keyiflenmek. İki çift laf edecek birilerini aradıktan sonra bu
gürültülü sessizliği bozamadığında gerçekten mutlu olur mu ki? Sadece biraz
sohbet etmek istediğinde ve gene kendinle konuşmak zorunda kaldığında gerçekten
mutlu olur mu ki? Aslında insanın ne kadar tek başına olduğunu gördüğü zamanlardan
biriydi gene. Herkes çok meşgul, herkes çok müsaitsiz, herkes çok kalabalık.
Bir otobüs bileti ediyor şimdi mutlu olmak. O bile kimi zaman yetersiz
bağırıyor. İnsan aslında ne kadar tek, ne kadar sessiz. İşte bu sessizlikte
bile sağır olabiliyor kulakların. Sus sus desende susmuyor.
Ellerim üşüyor,
ellerim soğuk, ellerim uzak. En çok gece olunca koyuyor insana. Perde
kenarından baktığın hayatlara gülümsüyorsun. Sağda solda yarım bıraktığın
resimler bile susuyor. Sonra yastığın altında kalan bir tokada üç beş tel saç
takılıyor gözüne. Dili olsa da onlar konuşsa… Gene gece vakitlerinden biri. Bu
kez hava da soğuk. Aklımda kapı eşiğinde söylenen bir ezginin tınısı. Gönlümde bir gülümsemenin
sızısı. Benim güzel yalnızlığım! Bazen sen de gitsen ya uzaklara…
29 Haziran 2014
Kaydol:
Kayıt Yorumları
(
Atom
)

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder