Küçüktük, önce oyuncaklarımız vardı, tek kolu çıkmış
bebekler, bir lastiği kırık arabalar.Üzerinde tüm dünyaların bizim olduğu eski
bir kilim, çamurdan harçla yapraktan yapılmış dolmalar.Eciş bücüş tek göz odada
limon kasasından gösterişli koltuklar…
Oynanan oyunlar gibi sandık hayatı. Küstüm deyince
düzelmiyordu herşey, parmak büzüp hadi barış demiyorlardı. Bize öyle dememişlerdi
ki. En sevilen, en kıymetli biz olacaktık. Sevinçlerimiz bitmeyecek, canımız
hiç yanmayacak, üfleyince ya da öpünce geçecek, yüzümüz hep gülecekti. Oyun
sonunda toplanan kilimler gibi toplayıp kaldıracaktık tüm oyunbozanları. Bizi
üzenleri oyuna almayacaktık bir daha. Ve hava karardığında bir annenin sesiyle
gene dönecektik güzel evimize. Bize öyle dememişlerdi. Akşam olunca bitmiyordu
herşey. Ufacık ellerimizi yıkayınca geçmiyordu tüm sokağın kirleri, üfleyince
geçmiyordu dizlerimizin sızısı. Bize öyle dememişlerdi. Sabahları masallar
olacaktı. Sonu mutluluk olan masallar. Elma şekeri tadında bir hayat olmadı.
Kokulu sakızları çiğnerken duyduğumuz kokular da bitti.
Güzel olacaktık biz.
Tüm hikayelerin sonu hep mutlu bitecekti ve gene en pamuk prenses biz
olacaktık. Şimdi bizim hayatımız bir masaldı.Sonu da oldu sızısı da. Öyle işte…
Bize öyle dememişlerdi !
30 Nisan 2014
Kaydol:
Kayıt Yorumları
(
Atom
)

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder