Eskiden ezelden
pazar günleri pek bir sevimsiz gelmiştir. Çocukken evimiz tam bir hijyen gününe
dönerdi. Bir kenarda yığılan ve yıkanmayı bekleyen çamaşırlar,annemin çamasır
suyu kokan elleri, banyo kazanına
doldurulan odunların çıtırtısı ve bir odadan diğerine geçerken aniden tüm
bedeninizin donduğu o an…
Akşam üzeri, her
pazar mutlaka alınan balıkların kokusu etrafı sarar.Babam kesmeye başlar fıstıklı
tahin helvasını. Hiçbir şey yapmaya fırsat kalmadan kararan havayla birlikte
üzerinize basan o ağır, hüzün ve sıkıntı arası duygu. Ne zaman pazarları evde
olsam akşamüstü hissederim bu duyguyu. Pazar akşamı
banyolar yapılır, ertesi gün okul vardır.Belki de bundandır bu sıkıntılı hali
pazarın.
Gene de hiçbir şey anlatamaz bu tuhaf pazar hissiyatını. Belki adındandır
onun günahı.Başka olsaydı adı belki de böyle olmazdı.Yine bir pazar günü, yine
nostalji anı.Hadi özleyelim, gene özleyelim !

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder