29 Aralık 2013

BİR PAZAR NOSTALJİSİ

   Eskiden ezelden pazar günleri pek bir sevimsiz gelmiştir. Çocukken evimiz tam bir hijyen gününe dönerdi. Bir kenarda yığılan ve yıkanmayı bekleyen çamaşırlar,annemin çamasır suyu kokan elleri,  banyo kazanına doldurulan odunların çıtırtısı ve bir odadan diğerine geçerken aniden tüm bedeninizin donduğu    o an…
Annem hangi birine yetişeceğini şaşırmışken aynı zamanda bizimle ilgilenmeye çalışırdı.Evde bir koşuşturma. Sobanın tellerine asılmış beyaz sabun kokulu çamaşırlar ve hemen yanında ertesi gün takacağım dantel okul yakasını ütüleyen ben nasıl bir kombin olmuşuz ki hala unutmam. Kardeşim minik dinom, kendince yaptığı çarşaftan şatolarda savaşırken, babam ise elleri kolları dolu pazardan gelir, aldığı mandalinalardan ağzımıza tıkıverirdi anlamadan.

       Akşam üzeri, her pazar mutlaka alınan balıkların kokusu etrafı sarar.Babam kesmeye başlar fıstıklı tahin helvasını. Hiçbir şey yapmaya fırsat kalmadan kararan havayla birlikte üzerinize basan o ağır, hüzün ve sıkıntı arası duygu. Ne zaman pazarları evde olsam akşamüstü hissederim bu duyguyu. Pazar akşamı banyolar yapılır, ertesi gün okul vardır.Belki de bundandır bu sıkıntılı hali pazarın. 

     Gene de hiçbir şey anlatamaz bu tuhaf pazar hissiyatını. Belki adındandır onun günahı.Başka olsaydı adı belki de böyle olmazdı.Yine bir pazar günü, yine nostalji anı.Hadi özleyelim, gene özleyelim !





Hiç yorum yok :

Yorum Gönder