Birbirinin aynı olan insanlar arasında yabancıydım ben. Kimine göre kendini beğenmiş, kimine
göre soğuk, kimisi içinde küçük hanımefendi.Her biri birbiri üzerine koyulmuş
onlarca çakıltaşım vardı benim. Biri aşağıya inmeden diğerini içeri attığınız.
Hergün
takındığınız yüzlerden biri daha vardı ellerinizde. Hangisini seçelim bugün? Gaddar,
umarsız, soğuk, öfkeli, hüzünlü, kıskanç? Bence biraz gülün be …hani şu
ağzınızı iki yana uzatarak yaptığımız şey.Bilmezsiniz siz. Aslında yaparsınız
da kendiliğinden olmasını bilmediğiniz şey. Mutsuzluğunuzu, huzursuzluğunuzu,
acımasızca birilerine yafta yapıştırarak kamufle etmeyin.Böyle günah çıkmaz bu
devirde. Atın maskenizi, insan olduğunuzu
hatırlayın. Ağlayan, üzülen, sevinen, sevişen, kızan, aşık olan…Yumuşatın
kalbinizi, incitmeyin , incinmeyin.Bedenlerimiz var evet.Ama önce ruhlarımız...Nasıl
da kırılgandı siz bunları yaparken, çakıltaşlarını atarken.Düşünmeden, makyajlı
hallerimize, gülen yüzlerimize bakıp tırmaladınız acıyan yerlerimizi. Ve her
seferinde iyileştik, güzelleştik,Birazı kaldı , biraz öfkesi, biraz acısı.
Ne demiş Cemal Süreyya "bakma sen benim bu kadar hüzünlü şeyler yazdığıma,ben çok gülerim ve gülerken hiç himse yalan olduğunu anlamaz"
İyisi mi kendinize bir iyilik yapın siz, biraz gülün, öğrenin !

Hiç yorum yok :
Yorum Gönder