21 Ocak 2014

CANE

   Rabbim, nasıl bir sızıdır bu duyduğum. Neden şimdi döktüm bu inci tanelerini. Her biri ayrı yerlere saçılan, binlercesi…

   Bu duyduğum koku gitmez mi, bırakmaz mı benimle gezinmeyi? Gönlünü sevdiğim, gözlerini sevdiğim. Keşke seni bu sınırlara hapseden  sözlerden, kurallardan,  zırhlardan çekip alabilseydim. Gönlünce yaşamanı sağlayabilseydim. Saklasaydım yüreğimin en derininde, nefesin olsaydım. Ve her nefesin ben olsaydım.Neden şimdi bu göğsümdeki ağrı? Hangi ağırlığın oturması?Genç adam, taşıyamadın mı getirdiğin kalbini , veremedin mi bana? Kollarım açık bekledim oysa, gelmedi, gelemedi. Bir nefes kadar yakınken aynı zamanda bu kadar uzak kalabiliyormuş insan demek. Ondanmış durup durup yüzünü görmem , aklıma gelmen. Bugün benim için çal en sevdiğin şarkını, Bağıra bağıra söyle. Ben duyarım , bilirim merak etme. Görürüm seni, bilirsin. 

  Şimdi, hani istediğin gibi yatıracağım göğsüme, yüzünü severek öyle uyutacağım seni. Olur mu ? Boncuk gözlerinden hasretle öperim... (birisi demiş)









Hiç yorum yok :

Yorum Gönder