Rabbim, nasıl bir sızıdır bu duyduğum. Neden şimdi döktüm bu
inci tanelerini. Her biri ayrı yerlere saçılan, binlercesi…
Bu duyduğum koku gitmez mi, bırakmaz mı benimle gezinmeyi? Gönlünü
sevdiğim, gözlerini sevdiğim. Keşke seni bu sınırlara hapseden sözlerden, kurallardan, zırhlardan çekip alabilseydim. Gönlünce yaşamanı
sağlayabilseydim. Saklasaydım yüreğimin en derininde, nefesin olsaydım. Ve her
nefesin ben olsaydım.Neden şimdi bu
göğsümdeki ağrı? Hangi ağırlığın oturması?Genç adam, taşıyamadın mı getirdiğin kalbini , veremedin mi bana? Kollarım açık bekledim oysa, gelmedi, gelemedi. Bir nefes kadar yakınken
aynı zamanda bu kadar uzak kalabiliyormuş insan demek. Ondanmış durup durup
yüzünü görmem , aklıma gelmen. Bugün benim için çal en sevdiğin şarkını, Bağıra
bağıra söyle. Ben duyarım , bilirim merak etme. Görürüm seni, bilirsin.
Şimdi, hani
istediğin gibi yatıracağım göğsüme, yüzünü severek öyle uyutacağım seni. Olur
mu ? Boncuk gözlerinden hasretle öperim... (birisi demiş)
21 Ocak 2014
Kaydol:
Kayıt Yorumları
(
Atom
)
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder