Tostoparlak, koca gözlü ufak kız. Elinde simiti, babasını kucağında dizleri yamalı pantolonuyla etrafı izlerken neler düşünüyordu acaba.
Evlerinin bahçesindeki kuyudan alınan suyla, yeşil leğende,
kendine okyanuslar oluştururdu. Suyla arası, köyde çeşmeye düştükten sonra hep
iyi oldu. O okyanuslarda kendinden emin bir edayla kollarını çırparken farketti
o anlardaki güzelliği. Her seferinde daha başka, daha berrak.Çokoprens kağıtlarını yüzüne sürüp pırıltılar yapar, gül yapraklarını tükürükle yapıştırıp ojeler sürerdi. Her kız çocuğu gibi süse püse düşkündü de. Elinde bir kilim “evcilik oynayan var mıııı” diye mahallede bağırınca tüm kızlar toplanır evlerini kurarlardı. Bir bebeği vardı. Adı Beyhan. Arada sırada bebeğinin bozulan saçlarını keser, bir daha uzamadığını görünce de üzülürdü. Kuaförcülük mesleğini annesinde icra ederdi genelde. Koltuk tepesinde tüm gece oynardı annesinin saçlarıyla. Rüyalar görürdü, kendince hayal dünyası vardı geniş mi geniş. Bazen anne , bazen çocuk olurdu. Bazen şarkıcı olurdu en seslisinden, bazen de çılgınca dans ederdi koca poposuna aldırmadan. Büyümek isterdi hemen. Güzel kıyafetleri olsun, saçlarını güzel yapsın isterdi. Büyüyünce hayalleri gerçek olacak sanırdı. Ne bilsin ki. Çocuktu. Okuma bayramında taktığı kanadının yırtılmasından daha üzüntü verici olacaktı hayat denilen şey. “Küstüm işte” deyince düzelmeyecekti. Çamurla oynarken eline batan cam parçasıyla farketti, oyun oynarken canının da acıyabileceğini. Ve en huzurlu yerin, annesinin çamaşır suyu kokan elleri olduğunu o zaman farketti. Ne zaman canı sıkılsa annesinin dizine yatıp ellerini koklamak isterdi. Ve çamaşır suyu kokusu ona hiç kötü gelmedi.
Beyhan hala duruyor, hala kuaförcülüğü oynar gizliden gizliye. Çamuru ne zaman eline alsa hatırlar o günleri. Hala şarkı söyler, dans eder. Ve annesinin elleri hala çok güzel…
Hiç yorum yok :
Yorum Gönder